11 Kasım 2009 Çarşamba

Bunu da Gördüm

Yoğun bakımda yatan bir kadın. Orasından burasından hortumlar geçiyor, saçlar dağılmış, bitkin, halsiz. Cihazların önünde duran iki doktor. Bir şeyleri kontrol ediyor, diğeri de elindekine not alıyor.
Böyle bir fotoğraf karesini anlatmaya gerek yok aslında, hepimizin gördüğü bir sahne. İşin garibi bunun bir profil fotoğrafı olması. Önce bi durdum ya dedim belki de doktor ya hani kendi fotoğrafını koymuştur. Hoş, doktor olsa bile yoğun bakımdaki hastasıyla ne diye fotoğraf çektirsin?

-yoğun bakıma aldığım 99. hastam. 1452.den sonra bu işi bırakıcam arkadaş.
gibi bi manyaklığı vardır belki, kimbilir.

Bir de açınca ne göreyim.
while i was in hospital.. yazmıyor mu! bi de nal gibi etiketlemiş kendini.

Hintliler mi garip, yoksa garibi bana mı rastladı bilmiyorum. Kaç kişi yoğun bakım fotoğrafını böyle bir yerde kullanır ki, hoş kaç kişi yoğun bakım fotoğrafı çektirir onu da hiç bilemiyorum.
dayanamadım yorum yaptım,
-i want to see your coffin also :)

Yandıklarından olsa gerek sözüme pek alınmadı.

itiraflar-aman ne mühim

seyrim tuhaf iki gündür. beynim yol geçen hanı gibi. bunca zıt şeyin akınına nasıl uğruyorum, bilmiyorum. olur olmadık her düşünce ayırt etmeden yer ediniyor beynimde.
farklı düşünceler farklı duygular getiriyor ki bunları yaşamak da zor. nirvanaya erdikten sonra kaç kişi kafa çeker ki?
-evet soyutlandık, konsantrasyonun dibine vurduk, 3. gözümüzü açtık, arındık.
-hop hocam şerefe o zaman.

en özeti bu.

gönlüme gelince... onu harem tutmayı başarıyorum. en iyi, en, güzel ve en keyiflileri topluyorum. kalanları doğaya bırakıyorum, gelişim şart da konumuz beyindi, evet.

akıl yılan gibi, eski deriyi bırakıyor, yeniliyor kendini. kış uykusuna da yatar belki yakında.

09 Kasım 2009 Pazartesi

İffet Nedir?

iffet...
Müjde Ar'ın filmi geliyor ilk aklıma. Pencereye kıstırılmış İffet'in hazin sonu gibi mesela. Sahneyi hatırlamaya çalışıyorum kafa içerde de eller nerdeydi? İçeri uzanabilse camı açardı belki. Sonuç olarak iffet o gün öldü.

Sadık kalmak benim gözümde iffet. Sadık kalanların heps iffetli mi derseniz durup düşünmem lazım, bu aralar beyin fonksiyonlarım yavaş biraz, uzun düşüncelerden sonra yazdığım yazılardan, yazarken düşündüğüm yazılara geçtim; ama böyle de güzel insanın düşünmek için ne çok durduğunu hatırlatıyor. ki değildir. İtiraf ediyorum sadık kalanlar da iffetli değildir. Burda soru kim için sadık? olmalıdır. İffetini tamamen eşinin ve onun sadakatine ve sevgisine endekslemiş kadın ve erkekler bence iyi tüccardır, güzel kandırmacı önce de kendini.

"sen beni sevdiğin için sana sadık değilim. ben seni sevdiğim ve sadece seni istediğim için sana sadığım."

bence gerçek iffet.

"İffet fırsatını bulamamış şehvetten başka bir şey değildir." demiş ismini vermek istemeyen bir yazar da ya da her kimse. ve aynı yazar;
"Çirkin kadının iffetine inanmam. Sahtedir. Çünkü çirkin kadının iffeti onun kaderidir-seçimi değil." de demiş. Şeytanımsı.

07 Kasım 2009 Cumartesi

Kadın Ne İster?

Ne mi ister?
Hepsini ister.
ve aynı anda.

Peki erkekler ne ister?
Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler

Peki neden korkarlar?
Hem karısız hem haremsiz kalmaktan korkarlar.
* * *
Bir erkek kadınından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var.

Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.

*Emre Yılmaz

06 Kasım 2009 Cuma

Masal Geldi LaFontaine'den

Ne kadar güzel büyülü bir kokun var
Sen görmeden bir yel eser senden
Nasıl bir ses tonun var
Ne söylesen masal gelir La Fontaine'den


Benim bildiğim La Fontaine fabl tarzının yaratıcısıdır. Karga peyniri kapmış, gitmiş dala konumuş, tilki peyniri istemiş, e verir mi karga o benim demiş, tilki buna gaz verip o zaman güzel sesinle şarkı söyle madem diye ısrar etmiş, karga da kendini bilmez salak hemen yemiş bu tabi bunu şarkıyı söylemiş, peyniri düşürmüş, tilki hiç durur mu kapmış peyniri, yemiiiiiiş.

(Şahan Gökbakar'ın Masal Saati'ni anıyorum.)

Velhasıl işte, demek ki kendimizi bilecek, milletin gazına gelip yürü be haydar, kim tutar havasına girmeyecekmişiz, yoksa elimizdekilerden olurmuşuz.

Bu şarkının sözlerini de kimin yazdığını merak ettim, sırf uyum olsun diye yazılmış? Hoş başka masal anlatan ünlü yazar tanımıyorum ben, Adile Teyzenin Kuzuları mı vardı? Yoksa ben bunu çok isabetsiz mi attım? Neyse ironi varmış gibi düşündüm ben, eğlendim kendimce. Hayvan gibisin diyemiyosun da La Fontaine'den masal gibisin diyosun. hıı yazan ironi yapmamışsa da bu onun ayıbı. O zaman sorarım en kırgın halimle;
Madem her şey süper, ironi yok nasıl bi ses tonun var, şiir gelir Murathan Mungan'dan deseydin, hece ölçüsü uymadı farkındayım ama şairi bol bi ülkede yaşamaktayız, uyanını da sen bul bi zahmet.


yok canım bu şarkıdan ironi çıkmaz bana, o işte yine benim artniyetliliğim :)

04 Kasım 2009 Çarşamba

5 Yaşındaki Kıza Tecavüz

"15 yaşındaki Ş.K., aynı mahallede oturan ve akrabası olan H.Y. adlı 5 yaşındaki kızı para verme bahanesiyle kandırarak Çorlu Kalesi`ne götürdü. Ş.K., burada küçük kıza tecavüz etti. Çorlu Meyve Sebze Hali önünde bulunan MOBESE kamerasını 360 derece döndüren görevli polis memuru ise Çorlu Kalesi üzerindeki çocukları fark etti. MOBESE'nin tespit ettiği görüntü ile harekete geçen çok sayıda polis ekibi çocuk tecavüzcüsünü suçüstü yakaladı.

Çorlu Cumhuriyet Polis Merkezi`ne götürülen ve suçlamayı kabul etmeyen 15 yaşındaki Ş.K., Çocuk Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi. Sürekli ağlayan ve olup bitenlerden habersiz 5 yaşındaki kız çocuğu da polis ekipleri tarafından koruma altına alındı.

Çorlu Devlet Hastanesi'nde doktor kontrolünden geçirilen 5 yaşındaki çocuğun ise alınan raporunda tecavüz bulgusuna rastlanıldığı kaydedildi. Küçük kızın akrabası olduğu öğrenilen 15 yaşındaki Ş.K., çıkarıldığı mahkemece 'yaşı küçük kız çocuğuna cinsel istismar' suçlaması ile tutuklanarak Tekirdağ Kapalı Cezaevi'ne konuldu.

Küçük kızın babasının ise cezaevinde olduğu, annesinin çöp toplayarak geçimlerini sağlamaya çalıştığı öğrenildi. Annesinden alınan H.Y. yetiştirme yurduna yerleştirildi."

Bu insansa ben başka bir "şey" olmak istiyorum! ağzım öyle doluyor ki lanet kelimelerle. 5 yaşında ya...nasıl bi zevk, nasıl bi pislik, nasıl bi bencillik, gözüdönmüşlük, iğrençliktir ya bu? offf offff. iflah olmayan insan püreleri için iyi ki cehennem var diyorum iyi ki var!


peki ya o kız, ağlayan, ne olduğunu anlamayan 5 yaşındaki kız...ne olacak?

Gün Gülümsemeleri

Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! ..

Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak!

ÖMER HAYYAM

Canım maçakızım yaptıklarımı anlamlandıramamış ki akşam konuşurken; senin beyninin içini merak ediyorum dedi. Uzatmaya, laubaliliğe açık bi cümle. Bizim de en iyi bildiğimiz şey bu olsa gerek beyin yapısından, sağ-sol lobtan, hipotalamustan, beyincikten bahsederek olayı somut hale getirdik. hoş bahsettiği bu değildi sanırım, olsun.


Sonra bugün yukarıdaki şiiri okuyunca anladım;
Olmaza çare aramayı bıraktım, yaşamama bakıyorum ve güvenli sığınıklardan vazgeçeli çok olmuş, kendi denizimde yüzüyorum. Gelgitlerim oluyor elbet, değiştiremediğim şeylerle hesaplaşmam devam ediyor. Keşke lafı lügatımdan çıkmasa da sık kullanılmayanlar arasında yerini almış.
Biriyle karşılaştığımda, biriyle konuşurken ilk yüzüne bakıyorum. Sonra izin verirse içine... ama asla kıyafetlerine değil bu özelliği ne zaman kazandım, çabaladım mı bilmiyorum ama iyi ki böyleyim.

Üzüyorum, acıtıyorum belki bazen; ama var olmaya çalışan her şey kadar. Diş can yakmamak için durdurur mu çıkışını? Çocuk vazgeçebilir mi doğmaktan acıtmamak için annesinin canını?
Büyüyorum, oluyorum, değişiyorum. Kimisinin hayatından çıkıyorum, üzüyorum. Kimisi çıkıyor hayatımdan, üzüyor; ama hiç kızmıyorum. Artık hiç kızmıyorum. Herkes ve her şey yolunu bulmaya çalışıyor. O yüzden söylüyorum pervasızlığa ve yalana prim vermemek için; güvenilir bi sığınak değilim. Kimse değil.
Zaten insanların güvenli bir sığınak olması gerektiği kanısına neden ve nerden varmışsak?